OSTEOPOROZ NEDIR?

Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte orta ileri yaşlarda görülen hastalıkların tanı ve tedavisi daha da önem kazandı. Bu rahatsızlıkların en önemlilerinden biri de osteoporoz yani kemik erimesidir. Osteoporozda vücudumuzdaki kemiklerin kaliteleri bozulur ve kemikler daha kırılgan hale gelir. Özellikle kadınlarda menopoz sonrası hormonal dengenin bozulmasıyla osteoporoz sıklığı erkek nüfusa göre daha fazla olmaktadır. Menopoz sonrası 3 kadından birinin osteoporoz nedeniyle kırık yaşadığı yapılan çalışmalar ile ortaya konmuştur. Hormonal dengenin bozulmasına ek olarak hareketsiz sedanter yaşam tarzı kemik erimesini hızlandıran bir diğer faktördür. Ağır çalışma hayatının sonucu olarak güneş temasının azalması da osteoporoz gelişimi için bir diğer önemli risk faktörüdür.

Osteoporoz, sıklıkla menopoz sonrası kadınlarda görülür. Menopoz öncesi kadınlarda görülen kemik kaybı ve kırıklar, kemik kitlesi tepe değerinin yetersiz gelişmiş olmasına veya önceden olan ve devam eden kemik kaybına bağlıdır. Menopoz öncesi kadınlardaki izole kemik kitlesinde azalma, her zaman kırık riskini artırmaz. Menopoz sonrası osteoporozda ise kemik kitlesi kaybı ile kırık riski daha belirgindir.

Osteoporoz, vücudumuzdaki tüm kemikleri etkiler ve kemikleri kırılgan hale getirir. Normalde kırık oluşturmayacak kadar küçük travmalar, basit düşmeler osteoporozlu bireylerde kırıklarla sonuçlanabilmektedir. Kemik kalitesinin düşük olması bu kırıkların tedavisini zorlaştırmakta ve cerrahi tedavi gerektirebilmektedir.

Osteoporoz tanısı kemik dansitometrisi yani kemik yoğunluğu ölçümü ile kolayca yapılabilmektedir. Röntgenografi veya MR gibi tetkiklerle osteoporoz tanısı konulmaz. Menopoza giren kadınlar risk grubunda bulunurlar. ‘Kemik tepe değeri’ , 40 yaşındaki sağlıklı bir insanın kemik yoğunluğu ölçümü ile ölçülen kemik mineral yoğunluğudur. Çalışmalara göre kadınlar kemik tepe değerine uyluk bölgesinde 20 yaş civarında, omurga ve ön kolda ise 30 yaş civarında ulaşır. Bu değer, ırk, etnisite, vücut ölçüleri ve kemik bölgesine göre değişir.

Birçok hormon düzeyi yaşa ve menopoz durumuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir ancak yapılan çalışmalarda osteoporozlu hastalarla kontrol hastaları arasında herhangi bir hormonun serum konsantrasyonunda değişiklik bulunmamıştır. Bununla birlikte kalsiyumu düzenleyen hormonlar, cinsiyet hormonları ve büyümeyi kontrol eden hormonların yaşla değişmesi muhtemelen osteoporozun gelişmesine yardım etmektedir. Osteoporoz; düşük kemik kitlesi ve kemiğin mikro mimarisinde bozuklukla giden, kemik kırılganlığında artma ve sonuçta kırık riskinin artmasıyla karakterize bir hastalıktır. Hiperparatiroidi ve osteomalazi gibi diğer düşük kemik kitlesi olan hastalıklardan farkı, osteoporozda serum kalsiyum ve fosforu normaldir.

Osteoporoz normalde kemik ve eklemlerde ağrıya yol açmaz. Ancak osteoporoz nedeniyle oluşan kırıklar ağrıya yol açar. Aynı zamanda omurgadaki ufak kırıklar zaman içerisinde kısalık ve kamburluk gibi deformitelerin oluşması ile sonuçlanabilir.

Perimenopozal kemik kaybı; kadınlarda menopoz öncesi başlar, menopoza kadar artar ve erken menopoz sonrası yıllarda aynı hızda devam eder. Bu yıllar zarfında kemik kaybının yıllık hızı, omurgada %1.8- 2.3, kalçada 1.0-1.4”dür. Yüksek vücut kitle indeksi, daha yavaş kemik kaybı ile birliktedir.

Osteoporoz tedavisinden daha önemlisi osteoporozdan korunmaktır. Korunmak için osteoporoz görülmeye başlamadan çok önce yani hayatın ilk yıllarından itibaren yeterli miktarda D vitamini alınması çok önemlidir. Bebeklerde verilen D vitamini takviyeleri ve en önemli D vitamini kaynağı olan güneşe maruziyetin arttırılması en önemli faktörlerdir.

Gebelikte omurga ve kalçada yaklaşık %5 kemik kaybı olduğunu göstermiştir. Laktasyonun 3-6 ayında omurga ve kalçada %3-10 kemik kaybı görülür. Parathyroid-related hormone (PTHrP) süt verenlerin meme dokusundan salgılanır ve laktasyondaki kadınların hızlı kemik kaybından sorumludur. Laktasyonun kesilmesini takiben 18 aydan sonra kemik kitlesi normale döner. Kemik yoğunluğundaki değişikliklere rağmen, normal gebelik ve laktasyonda ostoporoz nadirdir. Gebelik ve emzirme sonrası oluşmuş olan kemik kayıpları tam olarak bir daha tekrarlamamak üzere normale döner.

İkincil osteoporoz sebepleri; çeşitli böbrek hastalıkları, hipertiroidi, hiperparatiroidi, Cushing sendromu, erken menopoz, çölyak hastalığı ve diğer malabsorbsiyon tabloları, idyopatik kalsiuri veya bağ dokusu hastalıklarıdır. Bu hastalıkların tanısı laboratuvar değerlendirilmesi ile olur. Tam kan sayımı, biyokimya profili (kalsiyum, fosfor, albumin, total protein, kreatinin, alkalen fosfataz dahil karaciğer enzimleri, elektrolitler), 25-hidroksivitamin D, erkekte testosteron düzeyi de ayrıca incelenmelidir

Kalça, el bileği ve omurga kırıkları osteoporoza bağlı en sık görülen kırıklardır. Omurga çökme kırıkları, en sık görülen osteoporotik kırıklardır. Genellikle torakolomber bileşkede (T12-L1) görülür, çünkü bu seviyede fasetlerde anteroposterior kaymaya karşı düşük direnç görülür. Omurga çökme kırıklarının yaklaşık 2/3’ü asemptomatiktir. Akciğer veya karın radyografileri sırasında tesadüfen tanı konur. Bazı hastalarda kamburluk nedeniyle boy kısalığı geliştiğinde omurga kırıkları belirgin olur. Boy kısalması tipik olarak ağrısızdır ve yavaş gelişir. Osteoporotik çökme kırıklarına ek olarak boy kısalığı; disk aralığında daralma, skolyoz ve yaşlanmayla gelişebilir. Bu kırıklar cerrahi olarak tedavi gerektirebilir. Her üç kadından birisinin osteoporoz nedeni ile ameliyat olduğu göz önünde bulundurulursa, ne kadar büyük bir problem olduğu anlaşılabilir.

Menopoz sonrası kadınlardaki kemik kaybını azaltmak için, özellikle yakında kırık geçirmiş (özellikle kalça kırığı) olan ve ikinci kırık riski yüksek kadınlara ilaç tedavisi verilmelidir. Kırık riski en yüksek olanlar, tedaviden en fazla yararlananlardır. Bu nedenle hastaları seçerken, kemik yoğunluğu ölçümü ve klinik faktörlerin kombinasyonuyla hesaplanan kırık riski tespit edilmelidir.

Osteoporoz tedavisindeki ilaçlar ağızdan (oral) yolla kullanılabileceği 6 ay ve 1 yıllık periyodlarda yapılan enjeksiyon tedavileri ile kullanılabilir. Ancak hiçbir osteoporoz ilacı masum değildir. Auckland üniversitesi tarafından yapılan bir meta-analiz kalsiyum haplarının kemik kırıklarını önlemediği gibi, kalp krizi ihtimalini de yüzde 30 oranında artırdığını ortaya çıkardı. Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre osteoporoz tedavisinde tüm dünyada yaygın olarak kullanılan ve bifosfonatlar olarak bilinen ilaçları 5 seneden fazla süre kullananlarda yemek borusu kanseri riskinin iki kat arttığı gösterildi. Dolayısıyla osteoporoz tedavisi yaparken hastanın iyi seçilmesi, kırık riski tespitinin iyi belirlenmesi önemlidir.