Spor Yaralanmaları

Spor endüstrisinin büyümesiyle spor dallarının çeşitliliğinde, sporcu sayısında ve buna bağlı olarak da
spor yaralanmalarının görülme sıklığında ciddi artış görülmektedir. Buna ek olarak sağlık konusunda
bilinçlenen toplumumuzda amatör olarak spor yapanların sayısının artması da doğaldır.
Spor yaralanmaları aslen yapılan spor türüne, spor yapılan zemine ve spor ekipmanlarına bağlı olduğu
kişinin vücut özelliklerine, yaşına, cinsiyetine ve önceden geçirdiği rahatsızlıklara bağlı olarak
değişebilmektedir. Ülkemizdeki spor alışkanlıkları ve toplum özelliklerimiz gözönünde bulundurulunca
en sık görülen spor yaralanmaları kas tendon yaralanmaları olup ayak bileği, diz ve omuz
yaralanmaların en sık görüldüğü bölgelerdir.
Kas tendon yaralanmaları başlıca aşırı kullanım ve zorlama, yanlış egzersiz programları ve yanlış
ekipman kullanımına bağlı olarak görülebilir. Futbol, koşu gibi dışarıda yapılan sporlarda zemin
özelliklerinin mevsime göre değişebildiği, sert bir zeminin yağmur sonrasında yumuşak ve kaygan
olabileceği örneğini verecek olursak ayakkabı tercihimizin doğru yapılması ayak ayak bileği çevresi
yaralanmaları önleyecektir. Başka bir örnek vermek gerekirse hafta boyunca egzersiz ve spor
yapmayan bir kişinin haftada bir kez halı sahada futbol oynaması tüm kas grupları için aşırı
yüklenmeye bağlı yaralanma açısından risk oluşturur. Spor öncesi en az 20 dakikalık ısınma ve germe
egzersizleri ve halı saha zeminine uygun ayakkabı seçimi bir çok sakatlığı önleyebilir. Kas tendon
yaralanmalarının tedavisinde öncelikle dinlenme, yaralanma bölgesine soğuk uygulama yapmak
gerekir. Yaralanma bölgesi ve yaralanmanın ağırlığına göre spor istirahati süresi belirlenmeli,
sporcunun beklentisine göre gerekirse kas içi enjeksiyonlar ve ilgili kas grubuna yönelik egzersizlerle
iyileşme hızlandırılabilir.
Ayak ayak bileği burkulmaları çok sık görülen spor yaralanmalarından olup bağ ve kıkırdak
lezyonlarına hatta ayak bileği çevresi kırıklara yol açabilir. Burkulma sonrası ayak bileği dinlendirilip
soğuk uygulama yapıldıktan sonra bir sağlık kurumuna başvurulmalı, yapılan muayene ve tetkiklerin
sonucunda tedavi düzenlenmelidir. Ayak bileği bağ yaralanmaları genellikle cerrahi dışı yöntemlerle
tedavi edilir. Anti-enflamatuar ilaçlar, yaralanma yeri ve derecesine göre stabilize edici ayak
bileklikleri, elit sporcularda çeşitli hücre tedavisi enjeksiyonları(PRP, sitokin, kök hücre gibi) ve
yaralanmanın ağırlığına göre spor kısıtlaması belli başlı yöntemlerdir. Nadiren cerrahi yöntemlerle
kopan bağların bütünlüğünü tekrar sağlanması gerekebilir.
Ayak bileği kıkırdak yaralanmaları diğer eklem bölgelerindeki kıkırdak yaralanmalarına benzer olarak
zor tedavi edilen yaralanmalardır. Kıkırdak dokusunun damarlanmayan yapısı iyileşme zorluğunun en
önemli sebeplerindendir. Ağrı, takılma, şişlik gibi şikayetlere neden olan kıkırdak lezyonlarının tedavisi
genellikle cerrahidir. Artroskopik yani kapalı yöntemlerle yapılan cerrahilerle hasar gören kıkırdak
dokusunun temizlenmesi ve yeni bir kıkırdak dokusunun oluşumunun amaçlandığı yöntemler olduğu
gibi diz bölgesinden alınan sağlam kıkırdak ile yapılan yöntemler veya hücreli/hücresiz kıkırdak yaması
gibi çeşitli cerrahi seçenekler mevcuttur. Kıkırdak lezyonun büyüklüğü, derinliği, hastanın yaşı, kilosu
ve beklentisi gibi birçok faktör tedavi yönteminin seçiminde önemlidir.

Diz ve diz çevresi yaralanmalarda en sık menisküs ve ön çapraz bağ yırtıkları görülür. Bunların dışında
yan bağlar, arka çapraz bağ, kas ve tendon yaralanmaları, diz eklem kıkırdağı yaralanmaları da sıktır.
Menisküsler dizlerimizin yük aktarımında hayati rol oynayan yapılar olup küçük ve şikayete yol
açmayan yırtıklar cerrahi tedavi gerektirmeyebilir. Fizik tedavi yöntemleri ve çeşitli ilaç ve enjeksiyon

tedavileriyle şikayetleri geçen hastalar da ameliyat gerektirmeden spor hayatlarına dönebilirler.
Ancak aktiviteyle artan ağrı, kilitlenme, takılma, şişlik gibi şikayetlere yol açan menisküs yırtıkları
cerrahi olarak tedavi edilmelidir. Cerrahi tedavi artroskopik yani kapalı yöntemle yapılır. Yırtık yerine,
yırtık şekline ve hastanın durumuna göre tamir veya yırtık kısmın alınması (parsiyel menisektomi) gibi
cerrahi seçenekler mevcuttur. Menisküslerin öneminin anlaşılmasından sonra menisküslerin
olabildiğince korunması dolayısıyla tamir edilmesi güncel olarak kabul edilmiştir. Ama tamir
edilemeyecek kadar parçalı yırtıklarda ve çok hızlı spora dönüş gerektiren durumlarda yırtık kısmın
sağlam menisküs dokusunu olabildiğince koruyarak alınması gerekebilir. Menisküs tamiri sonrası
spora dönüş birkaç ayı bulabilirken yırtık kısmın alınması (parsiyel menisektomi) yönteminde birkaç
hafta içinde spora dönüş mümkündür. Ön çapraz bağ yaralanmaları diğer sık görülen diz
yaralanmasıdır. Hasta genelde temas olmayan bir yaralanma mekanizması ile dizinin döndüğünü ve
bir kopma sesi duyduğunu tarif eder; sonrasında dizinin şiştiğini anlatır. Ön çapraz bağ sporcular için
cerrahi yöntemlerle tedavi edilmesi gereken durumlardır. Ön çapraz bağ yokluğunda yapılan
sporlarda kısa vadede menisküsler, kıkırdak ve diğer bağlar gibi diz içi diğer yapılar risk altında olup
orta uzun vadede artroz dediğimiz kireçlenme durumu görülebilir. Ön çapraz bağ cerrahisi
sonrasındaki rehabilitasyon dönemi hastanın spora dönüşü için çok önemlidir. uygun cerrahi ve
rehabilitasyon ile hastanın bir iki ay içinde düz koşulara başlaması ve 6-9 ay içerisinde spora dönüşü
sağlanabilir.
Bir diğer sık görülen spor yaralanması omuz çevresi kas yırtıkları ve omuz çıkığına bağlı instabilitedir.
Omuz kas yırtıkları ağrı ve hareket kısıtlılığına neden olan hayat kalitesini ciddi olarak düşüren
yaralanmalardır. Kas yırtığının derecesi ve ne kadar hareket kısıtlılığına yol açtığı önemlidir. Öncelikle
cerrahi dışı tedavi yöntemleri olan fizik tedavi, anti-enflamatuar ilaç uygulamaları, lokal enjeksiyon
tedavileri denenmelidir. Bu tedavi yöntemlerine rağmen şikayetleri geçmeyen hastalar cerrahi olarak
tedavi edilmelidir. Artroskopik yani kapalı yöntemlerle kasların tamiri ve diğer omuz içi patolojilerin
tedavisi yapılmalıdır. Omuz çıkıkları özellikle 40 yaşın altındaki hastalar için omuz eklem stabilitesini
bozabilecek kıkırdak yırtıklarına yol açabilir. Bu durumda omuz ağrılı ve ters harekette kolaylıkla
çıkabilen instabil hale gelir. İlk çıkıklardan sonra bir süre omuz askısı ve güçlendirme egzersizleri ile
tedavi edilen hastaların sonraki muayenelerde instabilite tespit edilmesi durumunda cerrahi
gerekebilir. Bu durumda . artroskopik yani kapalı yöntemlerle kıkırdak bölgenin tamiri yapılmalıdır.
Hastalar omuz ameliyatlarından sonra tedavi yöntemine göre bir buçuk ay kadar omuz kol askısı
kullanmak durumundadırlar. Cerrahi sonrası fizik tedavi ve rehabilitasyon en az cerrahi kadar önem
taşımakta olup spora dönüş yaklaşık altı ayı bulur.